8 Mayıs 2015 Cuma

ANA-BABA VE ÇOCUK


6. Kitabın Ardından,

Bu sefer biraz uzun sürdü kitabımı bitirmem...Hem annemlere gitmek, hem de dönüş sonrası bekleyen işler kitabımla aramı biraz soğuttu. Prof. Dr. Haluk Yavuzer'e ait kitabı, oğlumun ilk yaşlarında almıştım onu yetiştirirken bana kılavuz olsun diye. İçinde yazılanları ne kadar uygulayabildiğime gelirse "Eh! Birazcık!" diyebiliriz. Ne yazık ki insanın kendi anne-babasından gördüğü metotları terk etmesi pek kolay olmuyor. E sonuçta ortaya çıkan mahsul de şimdilik ! (ergenlik henüz atlatılmadığı için kesin yargı bildiremiyorum) pek fena değil. Bilimsel olarak çok doğru şeyleri yapmamış olsam da sezgisel anneliğim o kadar da berbat değil demek ki...
Gelelim kitabımıza...Toplam 10 bölümden oluşan kitap, anne-babanın ideal çocuk beklentisinden tembelliğe, çocukla nasıl iletişim kurulurdan okul başarısızlıklarına, kardeş kıskançlıklarından çocuğun cinsel  eğitimine kadar pek çok konuda kafamızda oluşan sorulara cevap vermeye çalışıyor...
Kitabın tamamı, "Çocuk, küçültülmüş bir yetişkin modeli değil, fakat kendine özgü zeka ve kişilik özellikleriyle donanmış bağımsız bir bireydir." temel kavramı üzerine inşaa edilmiş. Yazarımız kitabın öz sözünde kitabı yazmaktaki amacını "anne babaların kendilerini suçlamaları ve kusurlarını öğrenmeleri için değil, çocuğun gelişim özelliklerinden haberdar olmaları ve onlara karşı nasıl bir tutum içinde olmaları gerektiğini anlatmak" olarak ifade ediyor...Tabii siz kitabı okurken çoğu yerde "ben neler yapmışım öyle!" oluyorsunuz o ayrı mesele...
Peki kitapta eleştireceğim hiç mi bir şey yok? Naçizane evet. Ne yazık ki sosyal bilimlerin tüm alanlarında olduğu gibi bu kitapta da çocuk yetiştirme konusundaki doğruların yazarımızın öznel fikirlerinden bağımsız dile getirildiğini düşünmek çok zor. Bunu en çok "Tek Çocuk" bölümünü okurken hissettim. Bir de olması gerekenlerin anlatılmasında kullanılan örnekler pek bizden değilmiş gibi...Evet, neredeyse tamamında Türkçe isimler kullanılmış ama asılları yabancı ülkelere ait sanki...Bir de belli bir eğitime, sosyal statüye ve iletişim kurma yeteneğine sahip olan insanlar için yazılmış gibi kitap...Yaşanılan ve yaşanması muhtemel sorunlar hep bunun üzerinden seçilmiş izlenimi veriyor...Kendi hayatım üzerinden düşünmeyi başaramadığım çok anlar oldu anlayacağınız...Yine de bunun bir sosyoloji kitabı değil, kişisel gelişimi hedefleyen bir psikoloji kitabı olduğunu göz ardı etmeden okumak lazım. Yani okurken biraz bencil olmak...
Kitabın bütününden çıkardığım sonuca gelirsek: Her şeyin başında olduğu gibi bu işi ( anne-baba olmak) de başarmanın tek yolu SEVGİ, SAYGI ve EMEK...Sanılanın aksine, dünyaya getirilen o minik canlıya hayatının ilk dakikalarından itibaren anne-baba birlikte sahip çıkmak ve bundan sonraki her anında hem ona karşı hem de birbirimize karşı saygılı, sevgi dolu ve sabırlı davranmak gerekiyor. Hayatta hiç bir şeyin aynı şekilde devam edeceğinin garantisi olmadığını bilerek (Ölüm veya boşanma gibi şeylerden bahsediyorum), hem annenin hem de babanın ayrı ayrı çok önemli olduğunu unutmadan, çocukların beslenme, temizlik ve oyun gibi işlerinin "erkek işi" olmadığı gibi garip saplantıları kafalarımızdan atarak, güven verici ve destekleyici bir tutumla onları hayata hazırlamaya çabalamalıyız. 
Kısacası, hepimizin kendimize göre bu kitaptan öğrenecek pek çok şeyimiz var...Kitapta geçen tespitler arasında en çok onayladıklarımdan birini kulağınıza küpe olsun tadında alıntılayarak sizlere veda ediyor ve mutlu aileler olarak yaşamlarınıza devam etmenizi diliyorum....
" Bir çok ana-baba, çocuklarının bağımsızlık kazandığını görmekten endişelenirler. Bu endişe, sadece kendilerinden bir şeylerin koparılmasıyla ellerinde hiçbir şey kalmamış gibi hissetmelerinden kaynaklanmaktadır. Aynı endişenin temelinde, kendi yardımları olmaksızın çocuğun yalnız başına yönlenemeyeceği inancı da yatmaktadır. Bu nedenle çocuğun başarısız girişimleri, zaman zaman ana-babaya doyum sağlamakta ve onların vazgeçilmez olduğunu kanıtlamalarına imkan vermektedir."   
    




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder